ince bir çizgi vardır. geçersen eğer geride kalanlar deli bu der. orada durabilirsen dahi olursun :)
Burada, her zaman olduğu gibi bir paradoks söz konusudur.
yaratıcı zeka nerede ortaya çıkar? Yaratıcı adledilen insanlar çoğunlukla asosyal, obsesif, kendini adamış (mecburen bir şeylerden soyutlanmış), konsantrasyonunu bir işe, o iş hakkında düşünmeye kanalize etmiş insanlardır.
yaratıcılık insanın doğasında olduğu kadar, insanın yaşam sürecinde başına gelenlerden ve karşılaştıklarından, dolayısıyla, kendine farklı bir dünya yaratması, farklı bir dünyaya inanması, dünyanın bu halinde yanlış bir şeyler olduğuna kanaat getirip, tepkisini çeşitli şekillerde ifade etmeye çalışmasıyla ortaya çıkar. Burada kişi, yeteneği itibariyle bilim, edebiyat, heykel gibi, kendini ifade etmesine en çok müsaade eden bir dili; var olan diğer ifade biçimleriyle düşündüklerini yapamadığı/yaptıklarını gösteremediği için başka bir dili seçer. ve asıl yaratıcılar, asıl özgün olanlar, daha önce yapılmamışla; ilk defa heykel yaparak, ilk defa teoriler doğurarak, ilk kez, sonradan kübizm dedikleri ifade biçimini üreterek bir dil yaratanlardır. sonrakiler kendilerini ifade etmek için yaratılmış bu dili takip eden, dünyadaki tüm dillerin ve ifade biçimlerinin kendisi için yetersiz olduğuna kanaat getirerek yeni dil yaratmaya gerek görmeyen, belki gücü veya "hastalığı" o raddeye ermemiş, takipçi yaratıcılardır.
yaratıcılar akıl hastalarıdır, çünkü varolan dilleri veya ifade biçimleri anlayamamış, sorgulamaktan yorulmuş, onları yeterli bulmamış, her insanda bulunan "kendini farklı görmek" egosunu doruğa taşımış, benzerleriyle iletişim kurmak için başka diyalektler denemişlerdir.
bakın ben de ifade edemedim kendimi, "akıl hastalıktır çünkü"den öteye gidemedim. çünkü bu dille, bu yazıyla yapamıyorum.
ama yine de inanıyorum ki, "akıl hastalığı" sıfatında bir tanımlama geçersizdir. akıl hastalıktır. yaratıcılık iyileşmeye çalışmak, kendi gibi hastalarla iletişim kurarak hasta olmadığına inanmayı aramaktır. ve kimileri bu hastalığa alışmış, bunu benimsemiş veya yoksaymış, başka arayışlara niyetlenmişlerdir.
ben anlamıyorum.
Fransız yazar deli kişisi Artaud'nun yaşam öyküsünü okumuştum bi ara, bu kişi tımarhaneye düşüyor falan, şöhret sahibi psikiyatrist Dr. Lacan'a diyorlar ki "Bu adam sanatçıdır, çıkar bunu oradan".. Dr. Lacan, Artaud kişisinin yaratıcılığına hürmet ediyor ama Artaud kişisinin iyileşmeye niyeti yok malesef. Dr. Lacan bir bakıyor, iki bakıyor, "Eeeeh yetti ülen" deyip elektroşok'u Artaud'ya basıyor.
Aynen böyle. O yüzden "sanatçıların deliliklerine saygılı olmalıyız arkadaşlar" şeklinde tebliğ sunan entel psikayatristlere hayatta güvenmem. Ellerine düşmemekte fayda var.
Hani n'oldu "yaratılığa saygı" falan, işine gelince Artaud'a basmışın ama elektroşoku Lacan abi?
ve hatta değerli insan, tiyatrocu, sürrealist artaud'nun "toplumun delirttiği - van gogh" adlı bir kitabı vardır.
Severim kendisini.
lacan psikiyatrist değil, psikanalisttir. artaud'ya elektro şoku basan da, zaten doktor olmayan lacan değil, rodez'deki doktorlarmış. lacan artaud'yu gördüğünde şunu söylemiş: "evet 80 yaşına kadar yaşayabilir ama tek bir satır dahi yazamaz artık."
ama tabii bunlar da benim google'dan bulduklarım, en fazla artaud'nun biyografisi kadar güvenli ve objektif olabilir. psikiyatrist doktor lacan, entel psikiyatrist vb. terimler lacan için biraz magazin ve sakil durmuş yine de.
Lacan'ın aynen böyle yaptığını yazıyor Artaud. Rodez'deki doktorların falan değil; bizzat Lacan'ın kendisinin verdiğini elektroşok kararını..
Artaud'un anlattığına göre, Lacan onun iyileşmeye niyetli olmadığını düşünür ve bu arada narkotik alışkanlığını da bırakmadığı için "şımarık" bulurmuş. Artaud'nun yazdıklarından devam edecek olursak, "akıllı bir hasta" olmadığı düşüncesiyle ve "görsün eb.sininkini o zaman" havasıyla da biraz, elektroşok kararını aldığı gibi bir izlenim çıkıyor, Lacan'ın.
Doğrudur, yanlıştır, bilemem. Nihayetinde Artaud da, neden zorla iyileşmesi gerektiğini anlamıyor olsa da hafiften çatlak ve uyuşturucu müptelası olduğunu saklamıyor. Böyle bir adama mı güvenmek gerek, yoksa, ilim irfan dünyasının saygın kişisi Lacan'a mı?!, diye soracak olursanız; valla ben Artaud'ya güvenmek gerekir derim.
Ve işte nihayet entel doktor Lacan terimini bu yüzden kullandım. Çünkü eğer Artaud'ya inanacak olursak, Lacan, bir sanatçıyı (Kendisinin farkında bile olamadığı kadar büyük bir sanatçıyı) "şımarık ve kötü niyetli" olduğu gerekçesiyle zorla iyileştirmeye kalkışmış bir adamdır. Bu da bir psikiyatrist ya da psikanalist için (İkisi arasındaki fark nedir o dönem Fransa'sı için, ondan da emin değilim. 'Psikanalistlerin elektroşok yapma yetkisi yoktur' demek mi istiyorsun mesela?. Evet Türkiye'de yoktur, ama 1930'lar Fransa'sından konuşuyoruz, bilmiyorum yani..) kabul edilemez bir şeydir.
Son olarak, Artaud'nun hayatının son yıllarını yine akıl hastanesinde, ama onun bir deli ve fakat bir dahi olduğunu kabul edip, zorla iyileştirmeye kalkışmayan bir başhekimin yönettiği bir akıl hastanesinde, müştemilat hesabı bir kulübede geçirdiğini ve yaza yaza orada vefat ettiğini belirteyim.
Artaud'nun hayatı gerçekten de, bir dahinin aynı zamanda bir deli olabileceğinin süper ispatı denilebilir. Ama zormuş yani böyle bir hayat; biz iyiyiz böyle ya, orta zekalı halimiz ve orta sınıf refahımızla mevcut durumumuzda.. Allah Artaud kişilerine sabırlar versin. Ve entel doktorların elinden kurtarsın.
yaratıcı zeka ortaya cıkmaz kastettiğiniz anlamda mutlaka biyerden biryerden cıkar engelme yoksa bence. dahilik kısmen önem sıralamasındaki hızlı değişiklik eksiltme artırma vs. dahilik sınırı sıralamayı farkettirmemekte yani dahiyse deli dedirtmez kendine yine bence. kısaca ve bilimsel olarak öle bişeydir.
kitabında vardı. Metroda önünde duruyor Artaud ve kendi kendine konuşuyor, Bunuel rahatsız etmek istemediğinden(biraz da korktuğundan galiba) hiç konuşmuyor.
treni ilk gördüğümde bende öle olmuştum konusuyo sanmıstım. burda erol tası alıyoruz ne kadar da komik oldu tatmin oldun mendili çöpe at istersen atma azzz sonra büyük bi sifon sesi duycaksın kısa vadeli bi tatmin oldu bu komikti dahimiyim neyim...
zaten ne kadar nesnel psikoloji analitikcileri oldugunuz orospu tespitinden ortada. tespit ötesi harika fikir. bi sınıf müdecalesidir gidiyo. sınılar ne biz siz. az sosyalizm sever cok liberalizm sever ,az liberalizm sever cok sosyalizm sever yada tutdugunu kopartır. araplari bi anlar araplar oha der yahidiler vb icin de gecerli . tek gercek hayat var oda benim ki der üstelik duymaz baskalarıyla konusmaktan. enginizyon mahkemesi müsvetdeleri onu bile beceremiyosunuz
O kitap, "Antonin Artaud: Blows and Bombs" Yazar kişisi: Stephen Barber. Yayınevi: Faber and Faber.
Şimdi baktım da intro'ya, Artaud'ya tımarhanede toplam 51 elektroşok verdiklerini yazıyor. Kendi dalında rekor kırmış Artaud abi. "Yuh" diyesi geliyor insanın ya. Lacan da, modaya uymuş, öyle görülüyor ki.
Ben, "elektroşoka gerek yok" diyen o haysiyetli başhekim kişisi kimdi onu merak ettim şimdi.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.