Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "Comic-Con 2008 lineup'ı"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Şu "Küçük Amerika" olma özlemlerimiz, 1950'lerde MENDERES'le bir başladı ve henüz dinmedi. "Yok sermayemiz"le uygulamaya çalıştığımız "liberal ekonomi politikaları"nın ardından, Amerikan yaşam biçimini öylesine benimsedik ki; onlarda ne varsa, bizde de olacak. Olmazsa, olmaz...Tüketim toplumuna özgü mal ve hizmetlerin yanısıra, toplumsal yaşama ilişkin tutum ve davranışlar ya da tüm değerler...Örneğin; ülkemizde de ABD'de zaman zaman ortaya çıkanlar gibi, yeni yeni peygamberler türemeye başladı.
Kolay mı?...1980 sonrasında liboşluk modası aldı, yürüdü. Temel ilke; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler...Bırakınız kendilerini peygamber ( ya da peygamberiye ) sansınlar. Ne de olsa burası Küçük Amerika değil mi?...
Kuşkusuz duymuşsunuzdur; yıl 1995'deyken, İstanbullu bir Bülent Hanım'a ( ERSOY adlı olanına değil elbette) "alfa kanalı"ndan bildirilerle dört ciltlik kitap gönderilmiş. Adı; BİLGİ KİTABI imiş...Zebur, Tevrat, İncil ve Kur'an'ın ardından, gökten bir kitap daha inmiş, o da Bülent Hanım'ın kulağına, onun aracılığıyla da "ona ulaşma ayrıcalığını yaşayanlar"a...
Bu kitaba göre; ülkemiz Türkiye seçilmiş bir ülke imiş, bu kitap da tüm dillere çevrilecekmiş ( Türkiye'ye indirildiğinden, Türkçe söylemdeymiş de...) ve ardından tüm insanlar bilgilendirilecekmiş...İşte böyle ipe sapa gelmez safsatalar...Özün sözü; kökten dincilerin şeyhlerinin/şıhlarının ardından, 1995'den beri bir de yeni bir peygamberimiz, pardon "peygamberiyemiz" var. Çünkü o bir kadın ve ilk kez bir kadına gökten bildiriler gelmiş oluyor. Daha önceki kitaplar "erkek egemen" olduğunundan olsa gerek peygamberler erkekdi, demek ki rahmetli Asena'nın etkisiyle yer-gök feminist, son yolgösterici de bir kadın...Sanırım bu ayrıcalık ülkemize özel; ne de olsa ülkemizin bulunduğu toprakların adı ANADOLU, bu nedenle peygamberi de kadın oldu, erkek yerine bir kadının seçilmesi uygun görüldü yukarılardan...
İşte bu Amerikan yaşam biçimi öylesine özümsendi, yerleşti ki artık Amerika'daki gibi bizde de peygamberler türeyebiliyor, Bülent hanım ya da Tanrı'yla "rüya/düş" yoluyla iletişim kurabilen Kütahyalı bayan örneklerinde olduğu gibi...Hem canım bizim Amerikalılar'dan neyimiz eksik?...Şunun şurasında asimile olmamıza, onlarla her alanda ve anlamda uyumlanmamıza ne kaldı ki?...Gerçi orada yeni peygamberler türemesine karşın, ABD başkanları İNCİL üzerine yemin edip, göreve başlıyorlar, hele RTE bir de cumhurbaşkanı seçilsin, sıra kitaba el basmaya da gelir...
Yeni peygamberlerin yanısıra; "metafikizötesi" iletişim kuranların da ülkemizde kurumsallaşması, yine anımsanacak olursa "ilk first lady" ünvanını kullanmaya başlayan Semra Özal Hanımefendi'nin, dönemin başkanı Reagen'ın eşi "first lady" Nancy'nin falcılara, büyücülere, tarotçulara olan düşkünlüğüne özenmesinin, öykünmesinin bir yansımasıydı.
Bunca söz niye diye sorulacak olursa; 1995 yılından beri bu Bülent Peygamberi varlığını sürdürmekte...Dolayısıyla; din üzerinden siyaset yapılmasının yanısıra, din üzerinden sömürü/soygun yapanların, haksız kazanç sağlayanların her köşe başını tuttuğu ülkemizde, aydınlanmamızı, bilgilenmemizi pozitif bilimlerin dışında arama yanılgısından geri dönüleceği olasılığı sıfır gibi gözüküyor demek için...


6 ahkam var

Ahkâmlar

Yazınızı ilgiyle, beğeniyle okudum.Aklıma bir fıkra geldi. Akıl hastanesinde biri yüksek bir yere çıkmış, nutuk çekiyor, biri de onu gülerek dinliyormuş. Bu nedir, ne diyor diye sormuşlar. "Zavallı kendini peygamber sanıyor" demiş bizimki. Akıllandı galiba diye düşünmüşler, "Niye zavallı diyorsun?" diye sormuşlar." Zavallı tabii, demiş deli.Peygamber olamaz ki o" Dudak bükerek, "Niye?" demişler. Alayla bıyık altından gülmüş, "Niye olacak, demiş. Ben öyle bir peygamber göndermedim ki!"
Bir de kendini tanrı sananlar, ben merkezci insanlar var. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu onlar bilirler sadece.Paraya, ölülere, şeyhlere tanrı gözüyle bakanlar var ayrıca. Bir şiir yazmıştım. Onunla bitireyim sözümü:
Bu adamın tanrısı kadın/Şu kadının tanrısı para/Demek ki bir tek tanrı/Yetmiyor insanlara!
Not: Yazımı yorumladığınız ve katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim. Bir küçük katkı da ben yapayım dedim. Dost selamlar.

Dizelerinizi beğendim; us dolu...
Us dolu, uslu ( akıllı anlamında; yoksa durağan, tepkisiz anlamında değil), düşünen yurttaşlarımızın çoğalması dileğiyle...
Benden de dostça selamlar...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Eğer Kuran'ı kerim'i anlayarak okursak,ne olduğu belirsiz,
hangi kaynaklarla beslenip insanımızın ruhsal alemini kulla_
nan peygamber sıfatına bürürünmüş erkek veya kadın ma_
şaların,peşi sıra kimseler gitmezdi.(not=Kuran'ı anlıyacağı_
mız dilde okuyalım)....

z gezmen

Son derece haklısınız Sayın "z gezmen"...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Böyle hassas bir konuya değindiğiniz için size teşekkür
ederim,haklı olmak insanların anlama yeteneğine bağlıdır.
Az da olsa ben, insanların bir gün,karanlığa baktıklarının
farkına varıp,yüzlerini aydınlığa döneceğine inanıyorum.

z gezmen

15 Ocak Pazartesi günü; Kanal D'de, Esra Ceyhan da aynı konuya değinecekmiş...
Sanırım konu sıkıntısı çektiklerinde; bizlerden kopya çekiyorlar anlaşılan...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu