oturduğum sokağın başında yeşil plakalı, oldukça eski, kirlilik düzeyini anlatmak için tozlu kelimesin yetmeyeceği bir amerikan arabası var. siyah, enine boyuna geniş, tekerlekleri inik, tamponu yamuk, terkedilmiş görünümlü bir araba bu.
15 senedir oturduğum bu sokakta ilk başlarda pek de ilgimi çekmemişti. ta ki belediye yol yenileme çalışmaları kapsamında kaldırımları genişletirken 'o yeşil plakalı' arabaya dokunamayıp, yerini değiştiremeyip, oraya kadar genişletilmiş kaldırımı, onun yanından dolaştırıp bu absürd görüntüyü oluşturana kadar.
sokağa her girişimde değil tabi ki ama her çıkışımda, yokuş yukarı kıçımdan solurken, parlaklığını yitirmiş tozlu farlarıyla göz göze geliyorum.
sonuncusu, yani bugün farklıydı. sigara ve saireden kömürlü tren kazanına dönmüş ciğerlerim, umutsuzca, iri bedenimdeki kana pompalamaya yetecek miktar oksijeni edinmeye çalışırken, onu gördüm. farklılık onda ya da sokakta ya da kaldırımda değildi.
farklılık onu görüşümdeydi. bundan iki ikibuçuk sene öncesine kadarki geniş bi süreçte, farklı anlarda onunla göz göze gelişimi yaşadım.
önemsediği şeyleri başarmış onurlu bi adam olarak baktım ona, herşeyini kaybetmiş bir sersem, beynini durdurmaya çalışan hastalıklı bir kendini bilmez, devrim yapmak isteyen bir ahmak, aldatılmış bir zavallı ve pesetmeyen bir savaşçı olarak.
yorucuydu...
önemsediği şeyleri başarmış onurlu bi adam olarak baktım ona,..
herşeyini kaybetmiş bir sersem,
bold yazmayınca da aynı kıvamda geldi yazı..
uzun uzun açıklamıştım, gönderdim bağlantı da hata oluştu; gitti hepsi! bir de kısa tutayım, bakalım ne olacak?
yazdığını okuman, okuduğunu anlaman için iki cümleni ayrı yazmıştım. Fakat anlamamışsın yine, gidip noktalamaya takmışsın (mutlaka birileri takıyor zaten). boldlar değil sadece olay ya da noktalamalar... cümlelerin, kelimelerinin tutarsızlığı... vurguların... yersiz...
şimdi, belki edebiyatımızda yeri yok yaptığımın ama anlamlı geliyor bana. vigül nefes almak, nokta duraklamak(durmak), üç nokta da daha uzun soluklu durmak olarak tanımlanmıştı hocamız tarafından. bilgileri birleştirmek gere arada diyorum. bazen kısa duruşlar yeterli olmuyor idrak için.. iki kez durmak gerekiyor üzerinde. bazen de bir nefes almalı durmadan önce. neme lazım nefessiz kalmak ta var işin içinde. diyeceksin ki üç nokta! kusura bakma o kadar durunca unutuveriyorum, insanlık işte...
bi sussun beaah almiim ayamin altina :)
yav arkadaslar isiniz gucunuz yok mu, koca internet deryasindasiniz, yapin birseyler. bence skork gayet guzel yazmis. Bana da oluyor arada, bir anda ampuller yaniveriyor, kirk yildir gordugum seye bir anda degisik manalar biniveriyor. Ozellikle sarkilarda pek rastlarim bu duruma. Hmm hmmm diye dinledigim sarkilar, yasadigim bir seylerin etkisiyle manalaniverir. sanirim bir sair kardes bazi sozler belli yaslari bekler derken bunu demek istemis. boldlama isine gelince, istanbul acayip renklere boyanmis apartmanlarla dolu yav. alisamadiniz mi ?
saygi + sevgi ve muhabbetle
15 senedir orada olması bile başlı başına bi hikaye:) eskinin hatırladığım bazı sabahlarında uyanıp camdan baktığımda ya da ekmek almaya falan gittiğimde camları kırık, lastikleri inik, terkedilmiş arabalar görürdüm yolda. bi iki gün tepesinde oynar sonra bi daha rastlamazdık, biri mutlaka alır götürürdü. sen 15 yıl deyince gözümde içinde hayvanların yuva yaptığı bazı yerlerinden otlar çıkmış bi araba canlandı. ama öyle değildir herhalde:)
O arabalardan 2 tane var Maçka'da Abdi İpekçi Yurdunun karşısında, yıllardır oradalar. Sık sık park sorunu yaşanıyor ama o 2 arabayı kimse yerinden kaldırmıyor. Sahibleri yok, evsizler bile sahiplenmiyor. Bi hikayeleri vardır kesin ama kaç yıldır gidip de bi sormadım kimseye( zaten kime sorabilirim ki ? ) Belki aranızdan biri bana anlatır.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.