beşiktaş-sarıyer güzergahında çalışan bir minibüste
kulak misafiri olduğum bir diyaloğu aktaracağım,
"evlilik öncesi ilişki" mevzuuna el feneri babında...
erkek- canım, kadıköy'de bir ev buldum 700 lira'ya, ne dersin?
kız- ne! kiralık ev mi?! ben kiralık evde oturmam,
tamam mı!
e- ama hayatım evler kaç milyardan başlıyor
bilmiyor musun...
k- n'apalım alırız bi şeklilde...
e- nasıl, "alırız bi şeklilde"?! en uyduruk evler kaç milyar
biliyor musun sen!
k- uzatma lütfen, dedim ya, ben kirada oturamam!
e- on yıl böyle mi geçecek yani?
k- on yıl mı?
e- evet, ancak on yıl sadece simit-çay ile idare edersem
belki ev alırız ama sen beni bekler misin bilmiyorum!
k- krediyle falan alırsın...
erkek sustu. kız devam etti.
k- zaten bi kere anneme yakın bir yerde olacak ev de...
e- nasıl yani?
k- basbayağı... öyle uzakta ev olmaz! "karşı" tarafı unut.
buralarda bir yer olmalı.
e- hayatım, ben sana annene gitme, demiyorum ki!
atlarsın otobüse, minibüse gidersin.
k- yok, annemlere yakın bir ev olmalı. akşama kadar sıkılırım ben.
e- yaa, daha evi kiralamadık!
k- kirada oturmam, demiştim ya, niye anlamıyorsun!
e- iyi iyi, yarın ev için kredi şartları neymiş, bakarım birkaç bankaya...
k- hem biliyor musun, arkadaşlarıma ayda 1,5-2 alıyorum, demişsin.
e- ne demek o?
k- ayda 1,5-2 milyar alıyorum, demişsin.
e- öyle bir şey demedim, bana yalancı mı diyorsun?!
k- öyle söylediler ama...
e- işe bağlı... genelde 1 civarı oluyor...
k- ama bana öyle demedin.
e- nasıl dedimdi ki? ben yalancı değilim, çıldırtma beni!
kızın cep telefonu çalar... ünlü modacıların adını taşıyan pazar işi taklit vinil çantasından en son model olduğu her halinden belli olan kallavi bir "cep" çıkar ve kapağını açarak başlar konuşmaya: tamam anne, çok trafik var. az kaldı, biraz sonra gelirim. yok, hayır; yalnızım. oldu, gelirken alırım.
e- niye, yalnızım, dedin. biz evlenmeyecek miyiz?
k- işteee...
e- ne demek, "işteee"?!
k- işte demek!
e- iştesel, ha!
k- ne diyorsun sen nihat yaa!
e- yok bi'şey, yok, gerçekten de yok!
ineceğim yere geldim ve indim. bu ikili ise kimselere aldırmadan minibüs ahalisinin tamamının duymamasına imkan olmayan bir ses ayarsızlığıyla konuşmalarına eminim ki devam etmişlerdir.
Süppper ya :) Güldüm demem yetersiz kalır :)
iyi bir ikili olmuslar...
tencere - kapak ta denebilir...
abe naylon vicdan; sayende günah çıkarıyorum, aynı zamanda bu naif, ince esprili yazınıda beğenerek okudum. pc'nin başına geçip, koca göbeğimizle klavyede çala kalem yazmakla bitmiyor. hayatın içine katılmak, hayat üzerine yazmalıyız. üstelik bu yazdıklarımız kadınlarımızın fazla kiloları, selülitleri, k..çları olunca onlarda bu dünyada kendilerine böyle yer buluyorlar. üstadım kadınlarımızı biz bu hale getiriyoruz. allah nihat'a sabır versin
off ya ben o muabbeti öyle duyabiliyor olsaydım inmezdim ya fenaymış gerçekten. sırf o hatun için bir ev kiralayacaksın götüreceksin verecen odunu verecen odunu stress mtress kalmaz. hadi hatundur bilemem her türlüsü olabilir de ya bir herif nasıl öyle bir muhataplığı sürdürebilir ya benim kafam almıyor. veya gerçekten kadın olmalıymışız haberimiz yok ben ona yanıyorum ben dicem ki bir ev bulduk kirası bu kadar o ben kiralık evde oturmam diyecek off direk sen nelere oturdun kiralık evde neden oturmazmışsın ile başlayıp direk kadına şiddet tadına koşulur valla
pazar işi taklit çantadan çıkan son model cep telefonu, söz konusu diyaloğun geçmesindeki ana unsurdur, yakalanmış ve sosyolojik panaroma nefis ve komik bir şekilde gözler önüne serilmiştir:)
selam, bu arada!
yukarıda; unsurdur yerine sebeptir demek daha uygun olacağını anladım,
bu arada!
başlık, her zamanki gibi; özgün...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.