Bu yorgunluğa nasıl bir çözüm bulmalı? İş, ev, eh biraz sosyal hayat... Nedir bu koşturmaca? Nereye kadar? Hangi rüzgara kadar?
Nasıl alışılır???
Yaşamak molalarda gülümsemek mi? Sonra gene iş. Gene.
Nereye?
Yapmak istediklerim bir tarafta birikedursun, ben ruhumu satıp geliyorum – günde en az on saatliğine-
Niye?
Faturalarımı ödemek için mi? Yaşamak ne? Yorulmak, yorulmak için dinlenmeye çalışmak soluk aralarında. Pazartesi sendromu ben de pazartesinden başlıyor.
İşimden memnun olmasam, çoktan boş vermiştim...
Ruhumu verdiğim saatlerde, ne yapıyorum? Ne yapmıyorum peki? Bu daha önemli. Resim yapmıyorum. Kitap okumuyorum. Şehir şehir gezmiyorum, sevişmiyorum, spor yapmıyorum, antropoloji, siyaset, tarih, iletişim, sosyoloji öğrenmiyorum. Dil çalışmıyorum. Tanrıya dua etmiyorum. Fotoğraf çekmiyorum. Bakım yapmıyorum. Dans etmiyorum. Sohbet etmiyorum.
Bunları akşam da öyle yapıyorum sayılmaz. ÇÜNKÜ yorgun oluyorum.
Nasıl kırılır kısır döngüüüü? Düşünüyorum. Düşünüyorum. Aynı yerdeyim. Aynı. Alışmak gerekli. Peki, nasıl??
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.