Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "En Favori 5 Dosya Yöneticisi"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Hadi bana herkesin önünde anlat.
Seninle yüz yüze konuşamıyorum, iletişim kuramıyorum, o yüzden burada anlat.
Neden böylesin?
Neden özgürlüğüne bu kadar çok düşkünsün? Uzun soluklu bir ilişki yaşamak senin için neden bu kadar zor? Zor ki ilk ayımızda bile 3 kere ayrılma lafı çıkmıştı ağzından. Ama neden? Sorun nerede? Bağlanmaktan bu kadar korkmak neden? Yüzüme sürekli 'hangi evlilik mutlu?' sorusunu sormana sebep hem yaşadığın babasız aile kavramı hem de etrafında ki uçkuruna sahip olamayan bazı saçma sapan arkadaşlarının evlilikleri mi? Öyleyse neden ben hep umutluyum evlenme ve bağlanma konusunda? Buna sebep benim etrafımda hep uzun soluklu ve düzgün giden evliliklerin olması mı? Bu yüzden mi ortak paydada buluşamıyoruz?
Gece hayatını pek sevmem ben. Eskiden severdim ama sen hayatıma girdiğinden beri sevmiyorum bilirsin. Uzak duruyorum. Sen de genelde uzak durmaya çalışsan da etrafındaki insanlarla birlikte olma isteğin bazen birbirimize verdiğimiz sözlerin önüne geçiyor. Sen hırçın bir kedi gibi oraya buraya saldırıyor, tırmalıyor ve canımı acıtıyorsun.
Ben senin şimdiye dek hiç bir erkekte görmediğim bu özgürlük düşkünü hırçın hareketlerine bazen sert bazen ılımlı tepkiler veriyorum. Ama soruyorum. Nereye kadar?
Ne var birazcık iyimser olsan ilişkiler hakkında? Hadi hepsini geçtim sadece kendi ilişkin hakkında iyimser ol bari.
Ve ben diyelim ki seni sorgulamıyorum, nereye kadar seni çekeceğim?..................


52 ahkam var
Önceki yazı: ABUZ VE KELAJ
Sonraki yazı: ABUZ VE KELAJ

Ahkâmlar

Bunların aynısını ona söyledin mi???
Söylemediysen ve bu bi ön hazırlıksa en son soruna cevap alacağın vakit gelmiştir belki.

\

Gözlerinde aşk mı var darjeeling???
:) Üzülme!

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

''yanıyorum yanıyorum, üzerime gaz dök
boğuluyorum boğuluyorm, beni derin denizlere at''

hazırlık aşaması:)

Darjeeling,Hindistan'ın kuzeyinde Himalaya Dağları'nda yetişen bir çay türüdür.Dünyada en nadir bulunan çaylardan biridir.Benim KEDİM bu çayı çok sever.

:))

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

hazırsın bence darjeeling.
söyle gitsin...
inceldiği yerden kopsun.
bir ilişki genelde nasıl başladıysa öyle gidiyor. seni hırpaladığını hissediyorsan, bırak gitsin.
emek vermek, sabretmek, beklemek, ummak....derken ömür geçiyor.
senin için en iyisi neyse öyle olsun arkadaşım.
dilerim...

darj.......
bir erkek kendi firtinasindan gecmedigi sürece ...ona hayalindekileri yaptiramazsin.....firtina hem onu hemde yasaminin gerceklerini eline verecek ve bir kedi gibi gelip kafasinin senin yüregine koyup....al beni kadin senin bu adam senin demeden .......darj... istedigin senaryoyu yaz..kurgula..o senaryoda tek oyuncu sen olursun bebek.

yazıyı okudum..çay içtim..sonra tekrar okudum.sigara yaktım. ekrana baktım ekran bana baktı. telefonum çaldı konuşurken ekrana bakıyordum. yazıyı unuttum sonra tekrar baktım. güzel olmuş :)

@zez, bu konuda haklısın. en çok merak edilen de zaten o fırtınanın ne zaman biteceği ve kendini sana ne zaman teslim edeceği sorusu.
yorum için sağol @sahinden. @strawberry bu güçlü haline bayılıyorum. @kopanisti benim gibi duygusal sanırsam .benim erkek versiyonum. @la sorcier,resme bayıldım.

Darjeeling,Hindistan'ın kuzeyinde Himalaya Dağları'nda yetişen bir çay türüdür.Dünyada en nadir bulunan çaylardan biridir.Benim KEDİM bu çayı çok sever.

@zez darj soyledıklerıne katılıyorum. @strawberry darjın soyledıgıne katılıyorum güçlü hal olayına.@kopanisti darj ın erkek versıyonu oldugunu tahmın edıyordum @ la sorcier resme bende bayıldım @sahinden canım nasılsın :))

hayır hayır! bu böyle gitmez zaten. olacak olan belli. ben bu senaryoyu bir yerlerden çok iyi hatırlıyorum. terk edilecek, "hak ettiği" gibi. ama... kadın, beklentileriyle var olmaya alışmış, alıştırılmış... özgürlükten başka bir şey istemeyen bir erkek hep bunu yaşatacak kadına. üzgünüm ama hak veremiyorum kadına, yaratılışım gereği hiç de hak veremeyeceğim galiba. aşk, beklemek, "sevgili, eş, karı-koca" olmak, bir kalıba sığmak demek değildir. özgürleştirmektir... keşke kadın da çevresindekilerden, öğretilenlerden, alıştırılanlardan vazgeçebilse de özgürlüğüne düşkün erkeğin ne kadar haklı olduğunu görebilse. "evlilik, ilişki" diye düşünmekten vazgeçebilse. acımasız geliyor yazdıklarım, delice geliyor, biliyorum, bu cümle de öyle gelecek: keşke biz erkekler bizleri böylesine "hapseden(tamam, bu sözcük çok ağır durdu, ama daha iyi oturan başka bir sözcük de yok)" kadınları sevmesek hep. aşk "öz"gürlüktür.

ers youmuna katılıyorum..ve kadına bende asla hak vermıyorum..vermiyeceğim de. duygusal bunalım şeyler

Resimdeki hatunu bulsam bende söyleyecem bayıldığımı..
Yüzünün yarısı göz...

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

darj kendi firtinasinda kaybolan cok erkek vardir?????firtinanin baslayagai kesindir ama bitecegi asla kesin degildir......
haaaaaaaaa
birde isin söyle bir yani var bebekkkk
o gözünde büyüttügün adam kacaman balina.....firtinasindan sonra karsina hamsi olarak gelince..hhahhhaha
sende asktan ve tutkudan eser kalmaya bilir bazen zaman her türlü duyguyu törpüler.......!!!!!!!!!!!!!
ve en önemli sey........bir insanin tenini yoksa komple kendinimi sevdigine dürüst cevap vermektir......!!!!!en fazla golu burdan yeriz cünki:-)))))))))))))

ben bu yorumdan bişey anlamadım..bizemi hakaret edıyor kendılerınemi..konuyu net yazalım.

bence her 2 sı, ne sıs yansın ne kebab versıyonu (:

yanı bu tur ilişkilerde felan aslında çok yoruma gerek yok..bir erkek olarak açıkca şunu belirteyim : çok da fazla ilgilenmıyoruz aslında kadınların ruh hallerıyle .önemli olan kendı egolarımız. kendı içimizdeki taşlar yerınde durdugu surece ağlamışsınız sızlamışsınız çok muhim değil. e zaten bu aşk lar romatık dakıkalar felanda evlenene kadar. evlılıkten sonra hungur hungur ağlasanızda kumandayı alır değiştir yaparız. neşeli filmler seyredılır..bumudur ? evet hocam bu dur..

eyvaaaa... yahu birilerinin suratına kamerayı ağzına da mikrofonu dayarlar abuksubuk özel hayata giren sorgular suallerden geçirirler sonra bunu magazin programı diye televizyona koyduklarında, birileri yapışır ekrana, aay ayy naapmış öyle kuzum! nee onun da mı sevgilisi varmış? vaay be şunla şu da yıllar önce birliktelermiymiş? amanın da aboo şeklinde... bu zevzeklik oltasına takılmış levrekler bu7 tip programlar bitince yapıştıkları ekrandan alıp kendilerini sonrasında böylesi bir konu açıldığında, birileri bunun ne kadar rezil bir kepazelik olduğundan bahsetmeye başladığında" yine levrekler ''ay evet ben de hiç seyretmiyorum uyuz oluyorum canım ne hakları var insanın özel hayatına o kadar giriyorlar!?'' diye ahkam keserler. haydi buraya kadar tamam ne de olsa bir şekilde aptal kutusunun hipnozu altındalardır , duufff AZ SONRA !! ta taaa kimle kim nerede pişti oldu !? az sonra o kepaze öteki rezile ne cevap verdi gözlerinize kulaklarınıza inanamayacaksınız gibisinden ekranın her bir tarafından aciip efeklerle giren çıkan yazıların seslerin esiri olmuşlardır bir şekilde ama insan gelip de neden özel hayatını veya özel hayatında yaşadığı bir sorunu insan gibi muhatabıyla konuşmak varken çıkar hafife yazar? işte bu gerçekten de anlaşılması güç bir durum. şimdi bu çemkirmelerinden sonra bunu okuyan birileri kendisine hak verirse boyu uzayacak mıdır? belki de ondan da öte muhatabı olan kişinin bu güne kadar sorun yaşadığı taraflarında bir değişiklik olacak mıdır? kişi burada yazılanları okuyup '' ah ya evet ben yanlış yapıyormuşum'' diye düşünüp fevkalade uzun ilişki budalası ona buna bakmayan gözü yazan şahıstan başka kimseyi görmez bir hal mi alacaktır? nasıl bir beklenti, çelişki, reklam-ı ilişki, vb bir durumdur. ay o magazin poorroogramlarındakilerden benim neyim eksik ayol benim sefgilimle aramızda olanlar neden herkesin diline düşmesin ki fazlam var eksiğim yok gibisinden bir düşüncenin hakimiyeti söz konusu mudur?

e pki madem buraya bu kadar manasız bir şekilde yazılmış bir şey varken ben de nacizane kendi fikrimi belirtmeden geçmeyeyim o zaman, kişi kendini bilmez ona buna sorarsa, laf edenlere ''sen karışma'' demeyecektir diye düşünüyorum ama zaten bu harekete baştan bir anlam veremediğim için '' --- ne yapsa yeridir'' diye düşünmüyor da değilim. olsun varsın

kuzum çok basit.. bunu anlayabilmek için de böylesi uluorta bir yere ---- cafer bez getir kıvamına gelmene gerek yoktu. adam istemiyor işte zorla mı? bazı konularda senin gibi düşünmüyor. işin en açık noktalarından bir tanesi adamı kapatamamışsın. yemiyor ? öyle uzun süreli mutlu evlilikler yalanına gelmiyor kendisi. ayrıca bu konu hakkında ne düşünürse düşünür sen onun ailesindeki babasızlık üzerinden nasıl bir kısır mantık üretmeyi kendine hak görüyorsun? senin etrafındaki yıllarca süren sözde mutlu evlilklere amcam sıcak bakmıyor dedimya kısacası ortada ki herifi kapatamamışsınız. malesef bu kapatma çabanız dahilinde buraya uluorta böyle birşey yazmanızın da hiçbir katkısının olabileceğini sanmıyorum. hatta tam tersi eğer bu bana yapılmış olsaydı yani burada bahsedilen ben olsaydım ve bunu okusaydım tekmeyi yeri yazan. o yüzden adamı kapatmak bir yana kendisi hala senin suratına bakabiliyorsa bunun bile senin için gayet büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum.nereye kadar sorusuna ilk akla gelecek bir iki cevap; sonuna kadar, dibine kadar, köküne kadar, cehenneme kadar.... romantik olmak ile zevzek olmak çok farklı ve birbirine karıştırılmaması gereken iki notadır. yüzleşme konusuna değinirsek de buraya böylesi bir özeli yazabilecek bir yüzsüzlük karşısında kişi belki de yüzleşecek bir yüz bulamıyordur.

imza

@darj, o adamın yanıtı şöyle de olabilir,ihtimal tabi; sevgilim,hiç özgürlüğün olmadığı yerde aşk sahici olabilir mi? Birazdan çıkıp bir yerlere gidicez,bak !birlikteyiz işte.tenlerimizi paylaşan biz değil miyiz? Özgür olmasaydık bunu yapabilir miydik?...bana ait her şeyi bilen sen sana ait her şeyi bilen ben değil miyim?...Benimle paylaştığın her güzel şey bir hesabın ürünü mü yoksa?Açık söyle benden ne istersin?...

souls on fire

yazıdaki kahramanın, yazının sahibi olmasının şart olmadığını nedense hep düşünmüşümdür.

Türk kadını yol haritası istedikçe türk erkeği rotayı hep şaşırır.bırak kendi haline boşver.

souls on fire

hiramın anahtarı- bu kitabı mutlaka okuyun okumayanları uyarın.uyardıklarınızda uyarmadıklarınızı uyarsın. fecii bi kitap. birde buket uzunerin istanbullular kıtabı var. pek beğenmedım ama heycanlı bişe.

bazen de yazı sahibinin, yazıdaki kahramanın kendisi olamayabileceğini düşünürüm,

düşünmekle geçiyor ömrümüz. kaç yıl daha yaşıycaz ki.

bazen de, hayat geçer ölüm kalır, diye düşünürüm,

> bende bunu düşünürümmm

\

zaman zaman, yazıdaki kahramanın, bilakis yazıyı yazan olduğu da aklımdan geçmedi desem yalan olmaz

bazen de benim düşündüklerimi başkalarının da düşündükleri ortaya çıkar ki bu da hiç şaşırtıcı değildir

:)

ahanda aynısını 2 dk once yazdım,eklememıs yorumu salak bılgısayar ayak yapıyor bana.. kahramanın kendısını hep yazar ıle dusunmusumdur

zehirli atıklar gibi atılmışmıyız..yoksa dünyaya atık mı gelmişiz. bu alın yazısı denılen şeyi yazanla tanışmak istiyorum. ne tür bir kalem kullanılıyor. kalemin üzerine made in china mı yazıyor. bunları düşünüyorum

yazın yediğimiz hurmaların kışın neremizi tırmalayacağını düşünüyorum

wc de şiir okumak aşkı öldürürmü diye düşünüyorum

düşün düşün .........işin:))))

bir dirhem etin bin ayıbı örtmek isteyip istemeyeceğini ete sorup sormadıklarını düşünüyorum

haklımısın değilmisin düşünmek istemiyorum

Ben düşünmek istemiyorum, düşünme yaşa!....

kumsal ve deniz olayının aşklara konu olmasındaki faktörün üstsüz güneşlenen turistlermidir diye düşünüyorum

su an aklımı mesgul eden dusunce, ayıptır solemesı
su an aklımı mesgul eden dusunce, ayıptır solemesı

üstsüz güneşlenen kadınlar denildiğinde aslında onların çok güzel üstleri olduğunu düşünüyorum,

kopanisti :)))))) sen biraz daha kahve alsana kendine:))))))))

üst ast ilişkilerindeki sinsile yolunun neden sadece Silahlı kuvvetler de olduğunu düşünüyorum

bugun çok düşündüm sigara içmek istiyorum

linet'in beni kahve makinasına yönlendirmesinin altındaki derin manayı çaktığımı, bildiğini düşünüyorum

Bilirimmm, bilirimm...

Bu arada bu yazıyı kaybettim hemen tutimm:))

nihohoholeyya ben hiç düşünmeden öyle bir yazarım.. bakın şincik hiiç düşünmeden aklıma ne geldi; mevsim dolayısıyla kediler damlara çıkmaya, köpecikler de dilleri dışarda; -ben cinsel ilişki arsuzu içersindeyim diye kendilerini sokaklara vurmaya başladı başlayacak. kısaca mevsimsel dürtülenme periodu yaklaştı acaba ortalıkta bir boynuz korkusu var da hafiften de olsa ona biraz ayar mı verilmeye çalışılmış?

imza

Ahmet Altan'ın bir makalesinden alıntı:

buyuk asklarin, buyuk bagliliklarin icinde daima biraz acima da bulunuyor; bizi uzduklerinde, bize ihanet ettiklerinde bile bu yaptiklarinin onlarin zayifligindan kaynaklandigini dusunup, icinde cirpindigimiz derin kedere ragmen onlar icin endise ediyoruz.

hamlet'i ofelya'ya, romeo'yu julyet'e baglayan neydi?

guzellikleri mi?

yoksa onlarin delilige ve olume digerlerinden daha yakin durmasinin, ilk bakista anlasilmayan, gizli ve hastalikli cekiciligi mi?

otello'yu desdemona'ya baglayan neydi peki?

ihanetine o kadar cabuk inanabilecegi bir kadina niye tutkundu?

bir insani bir baska insana kuvvetle baglayan bag nedir?

ibrisim gorunumlu celik bir yumak gibi insani sarmalayan o bagin nedenini ilk bakista gorup, anlayabilir miyiz?

kadinlar ve yazarlar, gorunenin altindakileri kurcalayarak bu sorulara cevap ararlar, icguduleriyle de olsa, gercegin daha altlarda bir yerlerde sakli oldugunu sezerler.

anna karenina niye voronski'ye tutuldu?

yakisikli oldugu icin mi yoksa daha sonra ortaya cikacak bencilliginin kokusunu aldigi icin mi?

neden edebiyat dunyasinin buyuk asklarina baktigimizda, baglanilanlarin delilige, olume, ihanete, bencillige yakin duranlar oldugunu goruyoruz?

en degerli pullarin yanlis basilmis hatali pullar olmasi gibi en sevilen insanlar da aslinda hatali olanlar mi?

genc bir psikiyatri docenti bir keresinde bana yazdigi bi mektupta, "ne zaman kalabalik bir yerde erkeklerin baslari ayni anda kapiya donse, iceri bir borderline tipi kadin girdigini anlarim" diye yazmisti.

"borderline" dedigi, degisken ve huzursuz bir kisiligi tanimlayan bir ruhsal rahatsizligin adiydi.

meyvelerin bozulmasindan lezzetli ve yakici ickiler elde edilmesi gibi insanlarin bozulmasindan da basdondurucu bir cekicilik mi doguyordu?

niye hamlet delirecek olani, romeo olecek olani, otello kuskulanilacak olani, anna karenina bencil olani seciyordu?

ve, hangisi, bagliliginin nedeni olarak "deliligi, olumu, kuskuyu, bencilligi" isaret ederdi?

kuvvetli baglarin iplikleri boyle zayifliklarla dokunuyorsa, bu, baglananlarin da zayifliklarini, bozukluklarini gostermez miydi?

neye baglandigimizi biliyor muyduk?

bize birisine niye baglandigimizi sorduklarinda, "cunku guzel" diyorduk, "yakisikli, zeki, guclu, yetenekli;" bir insanin sevilmesi icin gecerli oldugunu kabul ettigimiz nedenleri siraliyorduk.

ama belki de gucsuzluklere, zayifliklara, bozukluklara baglaniyorduk.

biz, "baglanmayi" hep zirvelere dogru bir ucus olarak anlatmaya calisirken belki de baglilik, olumun, deliligin, kuskunun, bencilligin, bozulmanin karanlik ucurumlarina dogru bir kendini birakisti.

baglandiklarimizda, her zaman baskalarinin gormedigi bir "acinacak" yan bulmuyor muyduk, bize en cok aci cektirenlerde bile daima bizde sefkat uyandiracak bir kirilganligi gormuyor muyduk?

baglandigimiz insanlar, baskalarina ne kadar guclu, akilli, guzel, yetenekli gorunurlerse gorunsunler, biz onlarin baslarina safliklarindan, cocuksuluklarindan, gucsuzluklerinden dolayi kotu bir seyler geleceginden tedirgin olup, onlari korumaya calismiyor muyduk?

bir insana baglanmak bizi ne kadar zayif ve caresiz kilarsa kilsin, bizim canimizi ne kadar yakarsa yaksin, biz gene de baglandigimizda kendimizinkinden daha zayif ve caresiz bir yan sezmiyor muyduk?

genellikle de bu sezdiklerimiz dogru degil miydi?

sanirim kuvvetli baglari, baglandiklarimizdaki buyuk zayifliklar guclendiriyor.

buyuk asklarin, buyuk bagliliklarin icinde daima biraz acima da bulunuyor; bizi uzduklerinde, bize ihanet ettiklerinde bile bu yaptiklarinin onlarin zayifligindan kaynaklandigini dusunup, icinde cirpindigimiz derin kedere ragmen onlar icin endise ediyoruz.

kendimize dahi aciklamadan, onlarin oleceginden, delireceginden, yalniz kalacagindan, hastalanacagindan, bizi ceken o karanlik zayifliklarinin icinde bizsiz yokolacaklarindan korkuyoruz.

baskalari, onlarin en parlak yanlarini gorurken, biz en karanlik yanlarini goruyoruz.

o pariltiyla, o zifiri karanligin birlikte olusturdugu tuhaf girdap cekiyor bizi icine; pariltilarina geliyor, karanliklarinda kayboluyoruz.

hamlet ofelya'ya romeo julyet'e niye baglandi?

ikisi de cok guzeldi.

biri delilige biri olume yakindi.

olume, delilige, ihanete degen bir guzellige, bir guce, bir basariya kim bigane kalabilir ki?

kalamaz ve baglaniriz.

birine baglanmadan once, "baglandigimda aci ceker miyim" diye korkarken, baglandiktan sonra "acaba o aci cekecek mi" diye korkmaya baslariz; kendi acilarimiz bize tahammul edilebilir gozukurken, kendimizi her aciya dayanabilecek gibi hissederken, onlarin hicbir aciyi tasiyamayacaklarindan, kendi acilarinin altinda ezileceginden cekiniriz.

terkedildigimizde bile, butun kizginligimizin arasinda "simdi bensiz ne yapacak" diye sorariz kendimize.

bir insan bir insana niye baglanir?

niye baglandigimizi kendimiz bilir miyiz?

akilli nedenler buluruz duygularimiza ama asil neden aklin sizmadigi kuytuluklarda gizlidir.

o gizli kuytulardaki zayifliklar niye ceker ki bizi?

kendi zayifligimizdan mi?

yoksa, baglanan, kendini baglandigindan daha saglam mi gorur, kendi cektiklerine baglandigi insanin dayanamayacagina mi inanir; baglanmak bir gucsuzluk gibi gorunurken acaba baglanan kendi gucunu mu hisseder bu baglilikta?

guzel ve guclu bir zayiflik, karanligi isikli bir siyahliktan olusan bir ucurum gibi ceker bizi, bir kere egilip baktiktan sonra gozlerini almak kolay degildir.

karanliklara baglaniriz ama parlak ve alevli olanlarina.

boylesine parlak karanliklar ise ancak olumde, derinlikte, ihanette, yalnizlikta bulunur.

ve, baskalari onlarin parlakligina hayran olurken biz karanligina acir ve esir duseriz.

onun icin baglanmak ayirir bizi diger insanlardan.

digerlerinin meyveleri toplayip yedigi bir bahcede, o meyvelerin bozulmasindan elde edilmis lezzetli ve yakici ickileri icmenin sarhosluguna, o ickiyi kesfetmis olmanin ve kalabaliklardan ayrilmanin hazziyla birakiriz kendimizi.

"niye baglaniriz bir insana" diye soruldugunda, "ickileri meyvelerden cok sevdigimiz" icin deriz.

Boş zaman makinası!

(ıh ıh...yok..diren...sakın cezmi ersöz alıntısı yapma..sakın..kızıyorum bak...yapmıcaksın...cezmi ersöz yok..)

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

Güzel bir yazı olmuş . Evlenmeden özğürlüğüne bu kadar düşkün birisi evlenince eşini çok üzer.Evlenince bir çok erkek özğürlüğünü kaybedeceğini sanır aslında özğürlüğünü değil başka dişilerle ilişkisinin kesileceğıni bildiği için özğürlük kelimesinin ardına sığınırlar.Tuttum yazını.

haberx3

evlenmeleri başka dişilerle ilişkilerini kesmiyor ki:)
en azından çoğunun.

okuyanı alıveren, konuyu anlatıveren, hepimizin bildiği, yaşadığı yada tanık olduğu duygular çok güzel
ama bence bu adama bunları söyleme provası yapıyorsan
hiiiiçsöyleme
çünkü erkekler yapıları gereği birşeyin yapılması gereği veya şunu niye aşamıyorsun diye giriş yaptığın zaman define haritası vermiş olsan da adımları geri geri atıyor...
Onlara yapılması gereken istediğin şeyi tersten söylemek,
çok çekici geliyor nedense aykırı olman ve hemen senin dediğinin tersini yapmak için kafa yormaya başlayıveriyorlar. hele hele evlenmek konusunda müthiş isteksiz görün, bu devirde evlilik çok zor arkadaş falan de...o zaman hemen gıcıklanır niye acaba istemiyor diye.....
:)

Bence kız erkeğe eziyet etmiş ve hala ediyor da.

Çirkin Kadın Yoktur, Az Votka Vardır.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu