
Farkında değilsen artık farkına varmalısın....
Çok geç olmadan...
Zaman durmaz sen durursun,yaşarken yıpranır,tükenip yok olursun.Bekleme zaman sana uysun.O asi ruhlu,hırçın bebek beklemez,durmak bilmez geçer gider hızına güç yetişmez.Zaman seni tuş etmeden sen kendine bir rol seç...
ben farkındayım ama üzülüp zamanı dahada hızlandırmaktansa... her anın tadını çıkararak yaşamayı seviyorum...geçmişe asla özlem duymam mesela...üstüne para verseler geriye dönmem...yaşadığım zaman benim için en değerlidir...ve yarın için umutlarım vardır...hatta gelecek için acele ettiğimi bile gözlemliyorum zaman zaman:))
eylul74 aynaya bakmadığım sürece sorun yok insanın içi ne hissediyorsa öyle oluyorsun ama aynada gerçekleri suratına çarpılmış olarak görüyorsun bende geriye dönmek istemem ama zamanın bu kadar hızlı gidişi de hoşuma gitmiyor.
aynayla barışmayı dene...bak o zaman sana torpil geçecek ve olduğundan daha güzel gösterecek:)))...yeterki aranızı sıcak tutun..aslında çok dost canlısıdır..ama uzun zaman uğramayınca intikam almak için görüntüyü bozuk veriyor...inanma sen ona...kalbindeki aynaya bak...o hiç yalan söylemez
eylul74 gerçek aynadan en uzak kaldığım süre yarım saati geçmez heralde:)) fazla bakmaktan da çizgiler oluşmuş olabilir mi ki? :)
:))))) yanılıyorsun onlar çizgi değil bikere...tecrübe tecrübe....yaşın kaç bilmiyorum ama bir kadının en güzel olduğu yaşlar 30 lu yaşlar...45 ten sonra elde ettiğin tecrübelerle idare edip yeni tecrübeler edinmemeye dikkat etmek lazım:))))..
unutmaya çalışırken farkında olmamak mümkün mü?
Öleceğinin farkında olunca kırışıklar çok koymaz gibi geliyor bilmem yanılıyormuyum daha varda benim :p
benim elimde değil öleceğimi bile bile yine de kırışıklık giderici kremlerle boğuşuyorum.
Avalianch evet insan genç olunca ölümüde oldukça uzak görüyor...kırışmaya başlayacağı korkusu ölüm korkusundan daha çok korkutuyor o zaman:))) genç yaşlı kırışık dinlemiyor ölüm malesef...ama yinede yaşlandıkça saçlara aklar düştükçe bu duyguya kapılıyormudur insan o konuda bir bilgim yok henüz...fakat izlenimlerime göre yaşlı insanlardaki hayata bağlılığı görünce onlarında bunu pek sık hatırlamadıklarını zannediyorum...nede olsa ruh yaşlanmıyor
daha sık dip boyası yaptırark beyazları kapatmaya çalışmakta cabası
saç renginde koyu renk yerine açık tonları tercih etmek dip boyası için kolaylık oluyor.
farkında olarak yaşarsa insan hata yapma olasılığı azalıyor fikrini savunuyorum.
bende hatalar yapıyorum öleceğimi bilerek ama bunu en aza indirmek için uğraşıyorum
kendim için seçtiğim rol iyi bir baba ve iyi bir eş olmaktı iyi bir baba mıyım çocuklarıma sormak lazım ama iyi bir eş olamadım bunu şimdi yalnız yaşayarak daha iyi anlıyorum.
iyilikte kötülükte aslında karşılıklıdır...kimse salt iyi yada kötü olamaz...hoşgörü duygumuzu geliştirip ...uyum sağlamayı beceremeden gideceğiz şu dünyadan ona yanarım
Anneminkilerde yavas yavas artıyor, içinden geciriyormudur acaba "ahh ben eskiden ne afettim" diyerekten merak ettim şindi :P
@Çesmisiyah en azından hatanın farkına varmışsın
bana ne oluyor ya sanki çok görmüş geçirmiş gibi :)
Tamam sustum
nedense hep hata yaptığımızı yalnız kalınca anlıyoruz bence bu daha büyük hata.
Teorinizden yola cıkarak su an yalnız olduğunuzu söyleyebilirim o zaman. Kopanistiye verdiğim linklere bakmanın tam sırası :P
Avalianch çok güldürdün ama yalnız değilim hem onlara bakmaya meraklı da değilim bakmayanlar baksın bu kadar reklamdan sonra bakan çok olur heralde:)
Avalianch hatamın farkına vardım ama ne fayda iş işten geçti,ben ettim siz etmeyin örnek olsun dedim son pişmanlığın faydası olmuyor elindeyken sahip çıkmak gerekiyor bir kere elinden çıkarsa bir daha dönmüyor.
Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
..........
..........
Orhan Veli Kanık
şiir severlerin merak edip devamını araştırıp okumak isteyeceğinizi düşündüm.
Aşk Çocuğu
Pencerelerin kenarından
Sarkmış tül perdeleri
Pembe Evin
Uçup uçup yüz sürüyorlar
Karşı tepedeki manastırın selvilerine
Rüzgârla eğilip doğruldukça
Sardunyalar, biberiyeler,
Hiç korkma
Karada ölüm yok oğlum sana bugün
Leylekler daldı birden göğün acentasına
..........
..........
Can Yücel
:)
Zindandan Mehmed'e Mektup
Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
(1961)
Necip Fazıl Kısakürek
AL BİR UZUN HAVA
Çekirgeydi Raşko’nun elindeki güvercin
Raşko’da mengeneydi, bu beynimizde kalsın!
Çekmişler ıstor diye muhribin dumanını
Böyle aşk, böyle barış, Allah belamı versin! Bugün kitabım verdim tek pedal matbaaya
Bu yol beni götürür sağlam Selimiye’ye
Ağlıyorsam gözyaşım iki gözüme dursun
Vermişim ben canımı al-uzun bir havaya
CAN YÜCEL
z-m-n /a-a harflerinin bir de boyle dizilmişi...
andan oluşur.
aman vermeden,
zan altında azaltır(mış) insanı
nam gider
naz gider
namaz silinir, kaybolur bes vaktin birinde... gel zaman git zaman bir vakit gelir, bir dua "o"na gider, ondan, "o an"dan, candan ibaret olur. "o" ve "o an" en sevap ibadet olur.
"o " gelecek olur, az kalır... gel(!) zaman, gitme(!) zaman... "azalt"madan "kal" zaman.
"kim?" oldugunu bilir zaman. nasıl, nerede olacagını da... ama kim bilir ne zaman?
kendi farkında olmak hedeflerinin olması demektir.
farkındayım...
evet o yüzden yönümü hiç kaybetmedim.
farkında oluşum aslında elimde olmadan olan bir durum sonuçta ne maske takarsan tak aynaya baktığında maskesiz halini görünce farkında olmamak mümkün değil.
zaman geçse de her yaşın kendine ait güzelliği ile yaşanması gerektiğine inanıyorum.
farkındayım ama fark ettiğimden üzüntü duymuyorum.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.