Muharrem Ayı orucu iftarı beni garip düşüncelere ve belki de bir çözüm arayışına doğru itti. Benim gözlediğim ve gayet manidar bulduğum bir ayrıntı ise her iki tarafta da Alevi-Sunni çatışmasında beslenen bir takım "vampir"lerin bulunduğudur. Bu rantçı gruplar, iki büyük zümre arasında her diyalog fırsatında ortalığı müthiş bir vaveylaya verip, tüm köprüleri yıkıyor. Karşılığında da bulundukları kesimin "ruhbanlığını" sürdürebiliyorlar. Hamurun bu kısmı çok su kaldırır deyip asıl meseleye gelelim.

"Din kültürü ve ahlak bilgisi" adı verilmiş olsa da çok büyük bir kısmı Sunni-İslam inancıyla yoğrulmuş bir derstir. Alevi vatandaşlarımız da doğal olarak kendi inanç ve inanışlarının dışındaki yorumların çocuklarına zorla dikte ettirilmesinden rahatsızlar. Bu rahatsızlıklarını AİHM'ye kadar götürmüşler ve sonuçta da davayı kazanmışlardır.
Bir Deneyim
Hayatını belirli bir kısmını İngiltere'de geçirmiş bir insan olarak bu ve benzeri sıkıntılar konuşulduğu zaman acaba İngiltere'de nasıl halletmişlerdi bu meseleyi düşünmeden edemiyorum. İşte bu yüzden konuya çok farklı bir şekilde bakmamızı sağlayabilecek bir tecrübeyi anlatıp, çözüm yollarına bakalım. İngiltere'de normal devlet okullarından birine gittim. [Devlet okullarının yanında bazı dini cemaatlerin bildiğiniz dini eğitim verdikleri okullar da vardı. Bu gittiğim okul onlardan değil.] O zamanlar bu ve benzeri meselelere çok meraklıyım. Her Perşembe sabah 09:00-12:00 arası çocukların spor salonuna götürülüp şarkılar söylediğini gördüm. İlk başta müzik dersi olduğunu zannettim ama sözlere ve müziğe biraz kulak verince tamamen dini bir müzik olduğunu farkettim. Adı da "hymn practice"mış, yani ilahi alıştırmaları. Pek tabii olarak hiper laik bir ülkeden geldiğim için afalladım. İçimden şimdi bizim Hürriyet gazetesi ve Ertuğrul Özkök olacaktı ki, seyret cümbüşü diye geçirmedim değil. Neyse bu okullarda Iraktan, Malezyadan gelmiş ailelerin çocuklarının olduğunu söylemişlerdi. Onların durumunu sordum. Onların yanına götürdü görevli. Onlar ebeveynlerini verdiği bir dilekçe ile bu olaydan tamamen muaf tutulmuş, görevlinin gözetiminde kitap okuyorlar. Küçücük problemleri çözülemeyen dünya sorunu haline getirmenin düstur olduğu bir memleketten gelen bu bünye olayı kabullenememişti. Bu kadar kolay olmamalıydı çözüm. Laikliğin altını oyuyorlar tartışması yapılmadan, dinimiz elden gidiyor çığlıkları olmadan bu sorun bu kadar kolay çözülmemeli idi. Ama bu kadar basit çözülmüştü.

seçmeli değil, din dersi kaldırılmalı.
din eğitimi aldırmak isteyenler ders dışındaki kurslara göndermeli. seçmeli olmasının sakıncası şudur: din dersini seçmeyen çocuk üzerinde mutlaka mahalle, okul baskısı olacaktır. aynı şekilde aleviler için de din dersi olmamalı, onlarda aynı şekilde kurslarla problemi çözmelidir.
avrupa'da nasıl olduğunu bilmiyorum. beni ilgilendirmiyor da...din eğitimi bence devletin düşünmesi gereken bir sorun değildir. devlet yerine aile bunu düşünmeli ve çözmelidir.
Özgür olmak için insanlar dinsiz olmak zorunda bırakılıyorlar. "Ya bizdensin ya değilsin."
Dünya devletleri eğer dini yönetimle karıştıracaklarsa ve eğitimin içine sokacaklarsa yani hiyerarşi sistemine dahil edeceklerse ve sözünün dinlenmesine izin vereceklerse bütün dünyada tek bir din benimsenmeli. Din savaşları günümüzde devam etmektedir.
Din savaş için bahane yönetim için araçtır. Aptal insanların akıllanmalarını engeller. Razı mıyım? Evet razıyım. Siz de razı olun, ama bilin. "Bilmek hatırlamaktır."
devlet dinden tamamen elini ceksin, diyanet isleri baskanligi kapatilsin, camilerin imamlik vazifeleri halka birakilsin.
Devletin denetlemediği bir yapı cehalete, kesif bir yobazlığa, ve müthiş bir ayrışmaya sebep olabilir.
Devlet elini dinden ceksin.. evet aslinda bu devletin isi olmamali. Fekat bu is o kadar basit degildir...
Mazaallah devlet elini bir cekerse iste o zaman ücüncü dünya ülkesi olmaya aday oluruz. Simdi bile biri digerini kendi gibi giyinmedigi, kendi gibi düsünmedigi icin kafir ilan ediyorsa düsünün o zaman ne olur..? Muhalif kardesim güzel bir calisma yapmisin seni kutluyor, ve cözüm önerilerinin altina imzami atiyorum.
Türkiye'de, eğitim alanında yapılacak hiçbir
yenilik, olumlu yönde etki bırakmayacaktır.
Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi...
Neden?
Çünkü, sağcısı- solcusu tüm siyasetçilerimiz,
her adımları bu ülkeye zarar verecek şekilde atmıştır.
Ben lisede okurken kredili sistem vardı.
İstediğin dersleri seçebiliyordun.
İsteyen fizik görmüyordu, isteyen müzik.
Görünüşte faydalı bir sistem gibi ama,
sonuçları normal eğitimden daha berbat oldu.
Daha sonraları öss'den "sıfır" çekme modası çıktı
ki eğitim sistemin daha ne kadar battığının göstergesi.
Şimdi ise gözlerimizi açıp dikkatlice ilköğretim okullarına,
ve bir de üniversitelere çevirelim.
Evet, dikkatli bakanlar,
bu ülkenin geleceğindeki karanlığı görebilir.
Bakın, daha din dersleri meselesine girmedim bile!
***Zamanında öyle bir sürece sokulduk ki...
İslam'a yeni bir kılıf uyduruldu.
"Light", kalorisi alınmış, hafifletilmiş bir İslam
benimsetildi topluma.
"Ben müslümanım" diyen çoğumuz, İslam'ın birçok önemli
kuralını görmezden geliyoruz, onlardan hoşlanmıyoruz.
Bununla beraber, İslam'a aykırı birçok şey gelenekleşmiş.
İşte, DİB ve din dersleri bu olaya katkı sağlıyor.
***Evet, müslümanım.
(Sünnilik diye bir şey bilmiyorum. İslam İslam'dır)
Ve din derslerinin tamamen kaldırılmasını istiyorum.
Ama bu hiç olmayacak!
Çünkü iç mihraklarımız,
kendileri dış mihraklara kölelik yaptıkları gibi;
-yine onların direktifiyle- belki daha da kötü yeniliklerle çıkacaklar karşımıza.
Yeri gelmişken,
aptalca yayınlarıyla "Alevi -Sünni" çatışmasına
bizzat neden olan Cumhuriyet gazetesini kınıyorum.
Atatürk'ün sadece "maddi mirasını" sahiplenip koruyan
CHP-İş Bankası vb akbabalarını da kınıyorum.
Onlar da Alevi'leri sömürüp hem siyasi rant elde ettiler,
hem de kamplaşmayı körüklediler.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.